Back to insights
Litigation

Boşanma Sonrası Mal Rejiminin Tasfiyesi

Boşanma Sonrası Mal Rejiminin Tasfiyesi

1. GİRİŞ VE YÖNTEM

Mal rejiminin tasfiyesi davaları, aile hukukunun görünüşte en "matematiksel", gerçekte ise en çok hata yapılan alanıdır. Hatanın kaynağı çoğu zaman maddi hukukun bilinmemesi değil, üç temel yanılgının uygulamaya taşınmasıdır:

Birinci yanılgı: Tasfiyenin aynî nitelikte olduğunun sanılması. Katılma alacağı bir şahsi alacak hakkıdır; tapunun yarısı değil, mahkemece belirlenecek değerin yarısına karşılık gelen para alacağıdır.

İkinci yanılgı: "Evlilik içinde edinilen her şey yarı yarıya paylaşılır" basitleştirmesi. Paylaşılan, malın kendisi ya da malın brüt değeri değil; denkleştirme ve borç mahsubundan sonra kalan artık değerdir.

Üçüncü yanılgı: Şirket ve miras kalemlerinin toptan "kişisel mal" sayılarak dava dışı bırakılması. Kişisel malın kendisi tasfiye dışıdır; ancak kişisel malın geliri (TMK m. 219/4) edinilmiş maldır ve rejim süresince biriken bu gelir çoğu dosyada asıl ekonomik değeri oluşturur.

Bu çalışma, anılan üç eksen üzerinde ilerlemekte; her başlıkta önce normatif çerçeveyi, ardından Yargıtay'ın yerleşik uygulamasını ve nihayet dilekçe ve bilirkişi aşamasında somut olarak ne yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Temyiz mercii notu: Mal rejimlerine ilişkin dosyaların temyiz incelemesi 2009 Mart'ına kadar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nde, 2009 Mart'ından 01.07.2021'e kadar 8. Hukuk Dairesi'nde, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nun 22.06.2021 tarihli ve 196 sayılı kararı ile 01.07.2021'den itibaren yeniden 2. Hukuk Dairesi'nde yürütülmektedir. Bu nedenle içtihat taramasında her iki dairenin kararları birlikte değerlendirilmeli; 8. HD kararlarının 2. HD tarafından sürdürülüp sürdürülmediği ayrıca kontrol edilmelidir.

2. ZAMAN DİLİMLERİNİN AYRIŞTIRILMASI

Tasfiye hesabına başlamadan önce yapılması gereken ilk iş, evliliği zaman dilimlerine bölmektir. Her mal, edinildiği tarihte yürürlükte olan rejime tabidir.

Dönem

Uygulanacak Rejim

Dayanak

Talep Türü

Evlilik tarihi – 31.12.2001

Mal ayrılığı

743 s. TKM m. 170

Katkı payı alacağı (TMK m. 5 yollamasıyla TBK genel hükümleri)

01.01.2002 – mal rejiminin sona erme tarihi

Edinilmiş mallara katılma

TMK m. 202/1; 4722 s. K. m. 10

Katılma alacağı + değer artış payı

Sözleşmeyle başka rejim seçilmişse

Seçilen rejim

TMK m. 202/2, 203 vd.

Rejime özgü sonuçlar

Mal rejiminin sona erme anı (TMK m. 225):

  • Ölüm hâlinde → ölüm tarihi

  • Başka bir mal rejiminin seçilmesi hâlinde → sözleşme tarihi

  • Boşanma, evliliğin iptali veya mahkemece mal ayrılığına geçilmesi hâlinde → dava tarihi (karar veya kesinleşme tarihi değil)

Bu ayrım, uygulamada en sık gözden kaçan noktadır. Boşanma davasının açıldığı tarihten sonra edinilen mallar tasfiye kapsamı dışındadır; bunlara ilişkin talepler aile hukukundan değil genel hükümlerden kaynaklanır ve aile mahkemesi görevli değildir. Nitekim Yargıtay, boşanma dava tarihinden sonra davalı adına alınan araç bakımından talebin aile hukuku uyuşmazlığı olarak nitelendirilmesini bozma sebebi saymıştır.

Uygulama notu: 2002 öncesi ve sonrası edinimlerin bir arada bulunduğu dosyalarda, dilekçede her taşınmaz/araç için ayrı ayrı edinme tarihi ve buna bağlı talep türü belirtilmelidir. Aynı dosyada bir taşınmaz için "katkı payı", diğeri için "katılma alacağı" istenmesi olağandır ve hesap yöntemleri birbirinden farklıdır.

3. MAL GRUPLARI: EDİNİLMİŞ MAL – KİŞİSEL MAL AYRIMI

3.1. Edinilmiş mallar (TMK m. 219)

Edinilmiş mal, her eşin rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değeridir. Kanun beş bent hâlinde örnekleme yapar:

  1. Çalışmanın karşılığı olan edinimler – maaş, ücret, serbest meslek kazancı, ticari kazanç, huzur hakkı, prim, ikramiye

  2. Sosyal güvenlik / sosyal yardım kurumlarının ve yardım sandıklarının ödemeleri

  3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar (maddi tazminat)

  4. Kişisel malların gelirleri ← Bu bent, şirket ve miras dosyalarının kilit hükmüdür

  5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler (ikame değerler)

Sayım sınırlayıcı değil, örnekleyicidir. Kişisel mal olarak sayılmayan her malvarlığı değeri edinilmiş mal grubuna girer.

3.2. Kişisel mallar (TMK m. 220) – sınırlı sayıda

  1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya

  2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri

  3. Manevi tazminat alacakları

  4. Kişisel malların yerine geçen değerler

TMK m. 220/2, evlenmeden önce (veya 01.01.2002'den önce) sahip olunan her türlü malvarlığını, edinme şekline bakılmaksızın kişisel mal saymaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.07.2021 tarihli ve 2020/8-458 E., 2021/889 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, eşlerin rejimin başlangıcında sahip oldukları her türlü malvarlığı onların kişisel malı kabul edilir.

Resmî nikâh öncesindeki fiilî birliktelik süresi ne kadar uzun olursa olsun, bu dönemde edinilen mallar kişisel maldır; nişanlılık veya fiilî beraberlik dönemi rejimin başlangıcını öne çekmez.

3.3. Sosyal güvenlik ödemelerinde özel hesap kuralı (TMK m. 228/2)

Toptan ödemeler ve iş gücü kaybı tazminatları bakımından kanun özel bir hesap kuralı öngörür: bu ödemeler yerine ömür boyu irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, o değer kişisel mal olarak hesaba katılır. Kalan kısım edinilmiş maldır. Emekli ikramiyesi, toptan ödeme veya iş göremezlik tazminatı bulunan dosyalarda bu ayrım için aktüer bilirkişi talep edilmelidir.

3.4. İspat yükü ve karineler (TMK m. 222) – dosyanın kaderini belirleyen madde

Kural

İçerik

Pratik sonuç

m. 222/1

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden, iddiasını ispatla yükümlüdür

Kişisel mal iddiasında bulunan taraf ispat yükü altındadır

m. 222/2

Hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette sayılır

Ortak hesaplar, ziynet, ev eşyası

m. 222/3

Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir

Davacı lehine güçlü karine

TMK m. 222/3 karinesi, davacı vekili bakımından en güçlü usulî silahtır. Davacının, malın edinilmiş olduğunu ispat yükü yoktur; kişisel mal olduğunu ileri süren davalı eş bunu muvazaadan uzak, kesin ve inandırıcı belgelerle ispat etmek zorundadır. Yargıtay, kişisel mal savunmasında banka dekontu, satış sözleşmesi, para akışını gösteren kayıt gibi objektif delil aramakta; tanık beyanıyla yetinmemektedir.

Ayrıca katılma alacağında katkı şartı yoktur. Davacının çalışıp çalışmaması, malın edinimine para koyup koymaması sonucu değiştirmez. Katkı, yalnızca değer artış payı ve 2002 öncesi katkı payı taleplerinde aranır.

4. TASFİYEDE TALEP EDİLEBİLECEK ÜÇ AYRI ALACAK KALEMİ

Uygulamada bu üç kalem sıklıkla birbirine karıştırılmakta, kimi zaman tek bir talep başlığı altında toplanmaktadır. Oysa hukuki sebepleri, ispat yükleri ve hesap yöntemleri farklıdır ve terditli/kümülatif olarak ileri sürülmeleri gerekir.

4.1. Katkı payı alacağı (2002 öncesi dönem)

  • Hukuki sebep: 743 s. TKM m. 170 + TMK m. 5 yollamasıyla TBK genel hükümleri (vekâletsiz iş görme / sebepsiz zenginleşme / katkı)

  • Şart: Davacının malın edinimine fiilen para veya para ile ölçülebilir emekle katkıda bulunması. Bağış iradesi yoksa.

  • Hesap: Katkı oranı × malın sürüm değeri

  • Yargıtay uygulaması: Ev kadınının ev içi emeği, bazı kararlarda katkı olarak değerlendirilmişse de, para ile ölçülebilir katkının ispatı esastır. Yargıtay, eşlerin çalışma süreleri ve gelir belgelerinin eksiksiz getirtilmesini, her eşin alışkanlıkları ile ekonomik ve sosyal statüsü gözetilerek kişisel harcamaların ve erkeğin evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcamaların belirlenmesini aramaktadır (2. HD, 2022/7888 E., 2023/5951 K., 06.12.2023).

4.2. Değer artış payı alacağı (TMK m. 227)

Eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahiptir.

Formül:

Katkı Oranı = Katkı Tutarı ÷ Malın Katkı Tarihindeki Değeri

Değer Artış Payı = Katkı Oranı × Malın TASFİYE TARİHİNDEKİ Sürüm Değeri

  • Malın değeri azalmışsa başlangıçtaki katkı tutarı esas alınır (m. 227/2).

  • Eşler yazılı anlaşmayla değer artış payını kaldırabilir veya değiştirebilir (m. 227/3).

  • Değer artış payı, kişisel mal ile diğer eşin malına yapılan katkıda gündeme gelir. Tipik örnekler: kadının ailesinden aldığı para ile erkek adına alınan taşınmaz; bir eşin bekârlıkta sahip olduğu aracı satıp diğerine ait eve kat çıkması.

4.3. Artık değere katılma alacağı (TMK m. 231, 236/1)

  • Şart: Yalnızca malın edinilmiş mal olması. Katkı aranmaz.

  • Oran: Artık değerin yarısı (m. 236/1). Alacaklar takas edilir.

  • Zamansal kapsam: 01.01.2002 (veya evlilik tarihi) – mal rejiminin sona erdiği tarih.

Kritik ayrım:

 

Değer Artış Payı

Katılma Alacağı

Malın niteliği

Diğer eşin malı (kişisel de olabilir)

Diğer eşin edinilmiş malı

Katkı şartı

Var

Yok

Oran

Katkı oranınca

Artık değerin ½'si

Sözleşmeyle değiştirilebilir mi?

Evet (m. 227/3, yazılı)

Evet (m. 237)

5. KATILMA ALACAĞININ HESAP ŞEMASI

Bilirkişi raporunun denetlenebilmesi için aşağıdaki sıralamanın birebir izlenip izlenmediğine bakılmalıdır. Yargıtay bozmalarının önemli bir kısmı, adımların atlanması veya sırasının değiştirilmesinden kaynaklanmaktadır.

Adım 1 — Malvarlığının tespiti ve gruplandırılması

Her eşin malvarlığı dört gruba ayrılır:

  • Kocanın edinilmiş malları / Kocanın kişisel malları

  • Kadının edinilmiş malları / Kadının kişisel malları

Tereddüt hâlinde TMK m. 222/3 karinesi uygulanır (edinilmiş mal sayılır).

Adım 2 — Denkleştirme (TMK m. 230)

Bir eşin kişisel malına ilişkin borçları edinilmiş malından veya edinilmiş malına ilişkin borçları kişisel malından ödenmişse, tasfiyede denkleştirme istenir. Denkleştirme, değer artışı veya azalışı dikkate alınarak hesaplanır (m. 230/3).

Örnek: Miras yoluyla intikal eden evin emlak vergisi ve tadilat masrafları maaş gelirinden ödenmişse, ödenen tutar edinilmiş mal grubu lehine denkleştirmeye tabidir.

Adım 3 — Eklenecek değerler (TMK m. 229)

Fiilen malvarlığından çıkmış olmasına rağmen mevcutmuş gibi hesaba katılan değerler:

  1. Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar (süre sınırlı, kast aranmaz)

  2. Rejimin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler (süre sınırı yok, kast ispat edilmeli)

Eklenecek değerlerin hesabında devir tarihindeki değer esas alınır (TMK m. 235/2).

Süre kritiktir: Boşanma dava tarihinden sonra üçüncü kişiye yapılan satış, TMK m. 229 kapsamında eklenecek değer sayılmaz; zira devir, rejim sona erdikten sonra gerçekleşmiştir. Bu hâlde m. 229 değil, koşulları varsa başka hukuki yollar (TBK m. 19 muvazaa, İİK m. 277 vd. tasarrufun iptali) düşünülmelidir.

Adım 4 — Borçların ilgili gruba mahsubu (TMK m. 230/1-2, 231/1)

Bir eşin borcu, hangi mal grubunu ilgilendiriyorsa o gruba yüklenir; hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç edinilmiş mallara ilişkin sayılır.

Uygulama örneği: Taşınmazın alımında kullanılan banka kredisinin boşanma dava tarihinden sonraya sarkan taksitleri, borçlu eşin kişisel malı sayılarak artık değer hesabından düşülür (8. HD, 2013/16653 E., 2013/18672 K.). Kredi ödemelerinin dava tarihi öncesi/sonrası oranlaması yapılmadan verilen kararlar bozulmaktadır.

Adım 5 — Artık değerin bulunması (TMK m. 231)

ARTIK DEĞER = (Edinilmiş Malların Sürüm Değeri

+ Eklenecek Değerler

+ Denkleştirme Alacağı)

− Edinilmiş Mallara İlişkin Borçlar

Değer eksilmesi göz önüne alınmaz (m. 231/2). Yani artık değer negatif çıkarsa sıfır kabul edilir; bir eşin borcu diğerine yansıtılmaz.

Adım 6 — Katılma alacağı ve takas (TMK m. 236/1)

Her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir. Karşılıklı alacaklar takas edilir; hüküm, tek bir bakiye alacak üzerinden kurulur.

Adım 7 — Değerleme anı ve ölçüsü

Bu, uygulamada en çok bozma üreten teknik noktadır:

Ne

Hangi tarih

Dayanak

Malın durumu (nitelik, seviye, aşama, hasarlı/hasarsız)

Mal rejiminin sona erdiği tarih

TMK m. 228/1

Malın değeri (sürüm/rayiç)

Tasfiye tarihi = karar tarihi

TMK m. 227/1, 232, 235/1, 239/1

Eklenecek değerlerin değeri

Devir tarihi

TMK m. 235/2

Yargıtay'ın istikrarlı uygulamasına göre tasfiye tarihi karar tarihidir; bilirkişi, karara en yakın tarihteki sürüm değerini belirlemelidir. Karar tarihinden çok önceki keşif değeri üzerinden hüküm kurulması bozma sebebidir (2. HD, 2025/2543 E., 2026/2267 K., 26.02.2026 yönündeki güncel uygulama). Bozmadan sonra yeniden karar verilecekse, değerin bozma sonrası karara en yakın tarihe güncellenmesi gerekir; enflasyonist ortamda TÜFE ile güncelleme yöntemi de kullanılmaktadır.

Örnek (durum/değer ayrımı): Boşanma dava tarihinde hasarsız olan aracın sonradan kaza yapması tasfiye kapsamını etkilemez; aracın dava tarihindeki hasarsız hâlinin tasfiye anındaki sürüm değeri esas alınır.

6. ŞİRKET PAYLARI: SERMAYE ARTIRIMI, KÂR PAYI VE DEĞER ARTIŞI

Bu başlık, sorunun ekonomik ağırlık merkezini oluşturur ve uygulamada en fazla eksik inceleme bozması bu alandan gelmektedir.

6.1. Temel ayrım: pay ne zaman edinildi?

Senaryo

Payın niteliği

Tasfiyeye konu olan

Şirket evlilik/rejim öncesinde kurulmuş, pay o tarihte mevcut

Kişisel mal (TMK m. 220/2)

Payın kendisi değil; rejim süresince payın geliri (TMK m. 219/4)

Şirket rejim süresinde kurulmuş veya pay bu dönemde ivazlı olarak edinilmiş

Edinilmiş mal

Payın tasfiye tarihindeki sürüm değeri üzerinden artık değerin ½'si

Pay rejim süresinde miras/bağış yoluyla edinilmiş

Kişisel mal (m. 220/2)

Payın geliri

Pay, kişisel malın satılmasıyla elde edilen parayla alınmış

Kişisel mal yerine geçen değer (m. 220/4) — ikame ilişkisi ispat edilmek kaydıyla

Payın geliri

Yargıtay HGK, 01.07.2021, 2020/8-458 E., 2021/889 K. kararı bu ayrımın referans metnidir. Kararda özetle: eşin evlenmeden önce (08.09.1999'da kurulan şirkette) sahip olduğu %98 pay kişisel mal sayılmış; kişisel mal niteliğindeki şirket hissesi üzerinde diğer eşin tasfiyeden doğan alacak hakkı bulunmadığı belirtilmiş; ancak aksi kararlaştırılmadığından, evlilik birliğinin kurulmasından boşanma dava tarihine kadarki döneme ilişkin olarak eşin şirketteki hissesine düşen gelirin edinilmiş mal olduğu ve mevcut ise tasfiye davasının konusu olabileceği hükme bağlanmıştır.

6.2. HGK'nın dört aşamalı araştırma direktifi

Kişisel mal niteliğindeki payın geliri araştırılırken mahkemenin yapması gereken iş, anılan kararda şu sıra ile belirlenmiştir:

  1. Evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar şirketin kâr edip etmediği;

  2. Kâr etmişse eşe kâr payı (temettü) ödenip ödenmediği;

  3. Ödenmişse bu tutarın hâlen mevcut olup olmadığı ya da herhangi bir yatırıma dönüştürülüp dönüştürülmediği;

  4. Kâr payı ödemesi yapılmamışsa, kârın şirkete yatırım olarak kullanılıp kullanılmadığı.

Kâr payı ödenmiş veya kâr şirkete yatırım olarak kullanılmışsa, bu miktarların mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla ulaştığı reel değer belirlenerek tasfiyede gözetilir.

Ödenmiş kâr payı rejim sona erdiğinde mevcut değilse: toplanan deliller, ailenin ekonomik ve sosyal statüsü, yaşam standardı ve hayatın olağan akışına göre aile harcamasında kullanıldığı kabul edilen makul miktar belirlenip düşüldükten sonra, kalan miktar tasfiyede gözetilir.

Bu değerlendirmeler için mali müşavir, bankacı ve hesap bilirkişisinden oluşan heyet talep edilmelidir.

6.3. Sermaye artırımı: kaynağı belirleyicidir

Sorunun özü şudur: Sermaye artırımı sonucu eşin elde ettiği pay, edinilmiş mal mıdır? Cevap, artırımın hangi kaynaktan yapıldığına bağlıdır.

İç kaynaklardan sermaye artırımı → bedelsiz paylar edinilmiş maldır

Rejimin geçerli olduğu dönemde oluşan iç kaynaklardan — geçmiş yıl kârları, yedek akçeler, maliyet/değer artış fonu, yeniden değerleme fonu — sermaye artırımı yapılmışsa, eşe düşen bedelsiz paylar edinilmiş mal niteliğindedir.

Gerekçe iki yönlüdür ve her ikisi de aynı sonuca varır:

  • Bu paylar özünde dağıtılmamış kârın sermayeye eklenmiş hâlidir; kişisel malın geliri olarak TMK m. 219/4 kapsamındadır;

  • Alternatif olarak edinilmiş malın yerine geçen değer olarak TMK m. 219/5 kapsamında değerlendirilir.

Dikkat edilmelidir ki bu paylar "bedelsiz" adlandırmasına rağmen gerçekte bedelsiz değildir; bedeli, dağıtılmayan kârdır. Bu nedenle TMK m. 220/2'deki "karşılıksız kazanma" istisnasına girmezler.

Artırım kararı rejim sona erdikten sonra alınmış olsa bile, artırıma kaynaklık eden fonlar rejim döneminde oluşmuşsa sonuç değişmez.

Dış kaynaklardan (bedelli) sermaye artırımı → ödemenin kaynağına bakılır

Rüçhan hakkı kullanılarak nakden ödenen sermaye artırımında, artırım bedelinin:

  • Edinilmiş maldan karşılanması hâlinde → yeni paylar edinilmiş maldır;

  • Kişisel maldan karşılanması hâlinde → yeni paylar kişisel mal yerine geçen değerdir (m. 220/4); ancak kişisel mal ile edinilmiş mal arasında geçiş varsa denkleştirme (m. 230) gündeme gelir;

  • Karma finansmanda → oransal ayrıştırma yapılır.

Burada ispat yükü, TMK m. 222/3 karinesi gereği, kişisel mal iddiasında bulunan eştedir ve para akışının banka kayıtlarıyla gösterilmesi beklenir.

Şirket kârının niteliği

Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre şirketin ticari faaliyetinden elde edilen kâr, edinilmiş maldır. Kâr dağıtılmayıp sermayeye eklenmişse, bu işlem sonucunda artan pay değeri de tasfiyeye tabidir. Nitekim 8. HD, payların kural olarak edinilmiş mal kabul edilmemesine karşın, payların yıllara göre tasarruf edilen kârlar olarak nitelendirilen gelirlerinin kural olarak edinilmiş mal sayılacağını belirtmiştir (8. HD, 14.03.2013, 2012/5212 E., 2013/3549 K.).

Sona eren ortaklıklardaki tasfiye payları ise kâr payı niteliğinde olmadığından, payın kendisi kişisel malsa tasfiye payı da kişisel mal sayılır.

6.4. Endüstriyel değer artışı – konjonktürel değer artışı ayrımı

Kişisel mal niteliğindeki payın tasfiye tarihindeki değeri, rejimin başlangıcındaki değerinden yüksekse, aradaki fark iki bileşene ayrılır:

  • Konjonktürel değer artışı: Enflasyon, piyasa koşulları, sektörel büyüme gibi eşin çabasından bağımsız artış → kişisel mala bağlı kalır (m. 220/4 anlamında kişisel malın değer artışı).

  • Endüstriyel (organik) değer artışı: Şirketin faaliyeti, yeniden yatırım, dağıtılmayan kâr ve eşin kişisel emeği sonucu oluşan artış → edinilmiş mal olarak tasfiyeye girer.

Bu ayrımın bilirkişi heyetince açıkça yapılması ve gerekçelendirilmesi gerekir; ayrım yapılmadan verilen kararlar eksik inceleme nedeniyle bozulmaktadır.

6.5. Şirket değerlemesinde esas alınacak kriterler

Yargıtay, hisse değerinin defter değeri veya nominal sermaye değeri üzerinden belirlenmesini kabul etmemektedir. 2. HD'nin 2021/8768 E., 2022/2077 K., 07.03.2022 tarihli kararında, tasfiyeye konu şirket hissesinin sermaye değerinin yarısına hükmedilmesi hatalı bulunmuştur. Yine 2. HD'nin 2021/5380 E., 2022/2492 K. sayılı kararında; evlilik birliği içinde kurulan şirkette davalının hissesi bakımından, mal rejiminin sona erdiği tarihte şirketin durumu dikkate alınarak değer belirlendikten sonra, TÜFE göz önünde bulundurularak tasfiye tarihindeki (bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih) sürüm değerinin saptanması; bulunan değer üzerinde davalının edinilmiş mal niteliğindeki hissesi oranına göre belirlenecek artık değerin yarısı üzerinden katılma alacağının hesaplanması gerektiği belirtilmiştir.

Değerleme metodolojisi (bilirkişiden istenmesi gerekenler):

  1. Şirketin aktif malvarlığından borçları çıkarılarak düzeltilmiş defter değeri bulunmalı;

  2. Başlangıçtaki duruma göre tasfiye tarihinde durumu değişen duran varlıkların başlangıç değerleri çıkarılıp, bu kıymetlerin tasfiye tarihindeki piyasa değerleri eklenmeli;

  3. İşleyen teşebbüs değeri yöntemiyle şirket değerlemesi yapılmalı;

  4. Dönem net zararları mahsup edilmeli;

  5. Geçmiş yıl kârları, kâr yedekleri, her yıl için sermaye artırımı yapılıp yapılmadığı, kâr payının sermayeye ilave edilip edilmediği, dağıtıma esas kârın bulunup bulunmadığı, kâr payının yatırıma dönüştürülüp dönüştürülmediği ayrı ayrı tespit edilmeli;

  6. Sermaye artırımı yapılmışsa edinilmiş mallardan karşılanıp karşılanmadığı belirlenmeli;

  7. Şirketin faaliyet gösterdiği sektörün konumu, şirketin büyüklüğü ve büyüme hızı gözetilmeli;

  8. Konjonktürel/endüstriyel artış ayrımı yapılmalıdır.

6.6. Şirket tüzel kişiliği adına kayıtlı mallar — sınır çizgisi

Kritik kural: Tasfiye, davalı eşin malvarlığı üzerinden yapılır. Şirket tüzel kişiliği adına kayıtlı taşınmazlar davalı eşin malvarlığında değildir; bu taşınmazlar üzerinde doğrudan katılma alacağı talep edilemez. Yargıtay'ın ifadesiyle, davalı adına kayıtlı olmayan ve şirkete ait taşınmazda katılma alacağı söz konusu olamaz.

Bunun yerine, eşin şirketteki payının değeri hesaplanırken şirketin aktifindeki taşınmazlar değerlemeye dâhil edilir. Yani taşınmaz, doğrudan değil, payın değeri üzerinden dolaylı olarak tasfiyeye yansır. Dilekçe kurgusunda bu ayrımın doğru yapılmaması, talebin reddi ile sonuçlanmaktadır.

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ancak muvazaanın ağır ispat standardına uygun biçimde ortaya konması hâlinde ve istisnaen gündeme gelebilir.

6.7. Ödemenin şirket payı ile yapılması (TMK m. 239/1)

Katılma alacağı ayın veya para olarak ödenebilir. Borçlu eşin, katılma alacağından doğan borcunu alacaklı eşe şirket hissesinden pay vererek ödemesi TMK m. 239/1 çerçevesinde mümkündür. Ancak aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır ve bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir. Bu, alacaklı eşin talep edebileceği bir hak değil; borçlu eşin önerebileceği bir ödeme biçimidir.

7. MİRAS YOLUYLA İNTİKAL EDEN MALVARLIĞI

7.1. Temel kural ve gerçek ayrım çizgisi

TMK m. 220/2 uyarınca miras, bağış veya herhangi bir karşılıksız kazanma yoluyla edinilen mallar kişisel maldır ve artık değer hesabına dâhil edilmez. Ancak bu kuralın uygulamadaki gerçek anlamı, şu ayrımda yatar:

Mirasın kendisi kişisel maldır; mirasın geliri edinilmiş maldır (TMK m. 219/4).

Bu nedenle "miras kaldı, tasfiyeye girmez" yaklaşımı çoğu dosyada ciddi hak kaybına yol açar.

7.2. Kalem kalem tasnif

Kalem

Nitelik

Dayanak

Açıklama

Miras kalan taşınmaz / para / araç / şirket payı

Kişisel mal

m. 220/2

Tasfiye dışı

Miras kalan taşınmazın kira geliri

Edinilmiş mal

m. 219/4

Rejim süresince tahsil edilen kiralar

Miras kalan şirket payının temettüsü

Edinilmiş mal

m. 219/4

Ödenmiş veya şirkete yatırılmış

Miras kalan paranın faizi / kâr payı

Edinilmiş mal

m. 219/4

Mevduat faizi, katılım payı

Miras kalan malın satılıp yerine alınan mal

Kişisel mal yerine geçen değer

m. 220/4

İkame ilişkisi ispat edilmelidir

Miras kalan arsanın kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile daireye dönüşmesi

Kişisel mal yerine geçen değer

m. 220/4

Yargıtay uygulaması bu yöndedir

Miras kalan malın edinilmiş malla iyileştirilmesi/korunması

Denkleştirme + değer artışı

m. 227, 230

Vergi, tadilat, kredi ödemesi

Miras kalan taşınmazdaki konjonktürel değer artışı

Kişisel mala bağlı

m. 220/4

Enflasyon/piyasa kaynaklı artış

Miras kalan malın rejim süresince edinilmiş malla artırılan payı

Oransal olarak edinilmiş mal

m. 219, 227

Örn. diğer mirasçıların paylarının satın alınması

7.3. İkame ilişkisinin ispatı

Kişisel mal yerine geçen değer savunması, uygulamada en sık başarısız olan savunmadır; çünkü para akışının kesintisiz izlenebilmesi gerekir. Miras kalan taşınmazın satıldığı tarih, satış bedeli, bu bedelin hangi hesaba yattığı, yeni malın alım tarihi ve ödemenin hangi hesaptan yapıldığı belgelenmelidir. Aradaki süre uzadıkça ve para başka fonlarla karıştıkça, ikame ilişkisi kopar ve TMK m. 222/3 karinesi devreye girerek mal edinilmiş sayılır.

Kısmi ikame: Miras kalan 1.000.000 TL ile 2.500.000 TL'lik taşınmaz alınmışsa, taşınmazın %40'ı kişisel mal yerine geçen değer, %60'ı edinilmiş maldır; katılma alacağı yalnızca %60'lık kısım üzerinden, artık değerin yarısı olarak hesaplanır. Yargıtay, kişisel mal katkısının oransal olarak ayrıştırılmasını aramaktadır.

7.4. Bir mirasçının payının kişisel mal olması hâlinde diğer paylar

Yargıtay uygulamasında, bir taşınmazın örneğin 2/3 payı miras/bağış yoluyla intikal etmişse, davalının kişisel malı niteliğindeki bu 2/3 pay üzerinde davacının tasfiyeden kaynaklanan alacak hakkı bulunmadığı; buna karşılık ivazlı olarak edinilen kalan pay bakımından katılma alacağının hesaplanabileceği kabul edilmektedir. Bu nedenle tapu kaydındaki pay oranları ve iktisap sebepleri (satış / miras / bağış / taksim) tek tek incelenmelidir.

7.5. Ölümle sona erme: çifte tasfiye

Mal rejimi eşlerden birinin ölümüyle sona ermişse, önce mal rejimi tasfiye edilir, sonra terekenin tasfiyesi ve miras paylaşımı yapılır (çifte tasfiye). Sağ kalan eşin katılma alacağı bir tereke borcudur ve miras paylaşımından önce ödenmesi gerekir. Sağ kalan eş aynı zamanda mirasçı olduğundan alacaklı ve borçlu sıfatı kısmen birleşir. Yargıtay, iki tasfiyenin aynı anda yapılabileceğini kabul etmekte; sağ kalan eşin miras payının katılma alacağından mahkemece resen düşürülebileceği yönünde uygulama geliştirmiştir. Doktrinde bu uygulama, mal rejimi tasfiyesinin miras tasfiyesinden önce ve bağımsız yapılması gerektiği gerekçesiyle eleştirilmektedir.

7.6. Muris muvazaası ile ilişki

Miras bırakan tarafından yapılan muvazaalı temliklerin iptali, tapu iptal ve tescil davasının konusudur ve mal rejimi tasfiyesinden ayrı bir dava türüdür. Ancak murisin muvazaalı temlikinin iptali sonucu terekeye dönen ve mirasçı eşe intikal eden pay, kişisel mal olarak nitelenir; bu payın rejim süresindeki geliri ise edinilmiş maldır. İki davanın birbirini beklemesi gerekiyorsa bekletici mesele talebi ileri sürülmelidir.

8. DAVA AÇMADAKİ HUKUKİ YARAR VE DAVA ŞARTLARI

8.1. Hukuki yararın kaynağı

Hukuki yarar, HMK m. 114/1-(h) uyarınca dava şartıdır ve mahkemece resen gözetilir. Mal rejiminin tasfiyesi davasında hukuki yarar dört ayrı temele dayanır:

  1. Alacak kendiliğinden doğmaz ve icra edilebilir hâle gelmez. Katılma alacağı, mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla doğar; ancak miktarı ancak yargılama ve bilirkişi incelemesiyle belirlenebilir. Tapu kaydı, banka kaydı veya ticaret sicili bu alacağı göstermez. Alacaklı eşin elinde, mahkeme ilamı olmaksızın icraya konulabilecek hiçbir belge yoktur.

  2. Hak, aynî değil şahsidir; bu nedenle malın kendisine el atılamaz. Alacaklı eş, davalı adına kayıtlı taşınmazı satamaz, üzerine ipotek koyduramaz, kira geliri talep edemez. Ekonomik değere ulaşmanın tek yolu, ilam alıp cebri icraya geçmektir.

  3. Zamanaşımının kesilmesi ve mal kaçırmanın önlenmesi. Dava, TBK m. 154 uyarınca zamanaşımını keser; ayrıca dava ile birlikte istenecek ihtiyati tedbir, tasfiye konusu malvarlığının üçüncü kişilere devrini engeller. Dava açılmadan bu koruma sağlanamaz.

  4. Tespit davası açılamaz. HMK m. 106/2 gereği, eda davası açılabilecek hâllerde tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur. "Malın edinilmiş mal olduğunun tespiti" şeklinde bağımsız bir talep, hukuki yarar yokluğundan reddedilir. Talep mutlaka alacak (eda) talebi olarak kurulmalıdır.

8.2. Mal rejiminin sona ermesi — dava şartı

Mal rejiminin sona ermiş olması, tasfiye davasının dava şartıdır. Rejim sona ermeden açılan tasfiye davası usulden reddedilebilir.

Uygulamada iki senaryo vardır:

  • Boşanma davası ile birlikte açılması: Mahkeme tefrik kararı verir; boşanma davasının kesinleşmesini bekletici mesele yapar. HGK'nın 27.06.2012 tarihli ve 2012/8-268 E., 2012/420 K. sayılı kararında; mal rejiminin boşanma davasının açıldığı tarihte sona erdiği, alacak hakkının bu tarih itibarıyla doğduğu, ancak hakkın kullanılabilmesi ve tasfiyeye karar verilebilmesi için boşanma davasının olumlu sonuçlanarak kesinleşmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.

  • Boşanma kesinleştikten sonra açılması: En güvenli yoldur.

Mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın fer'i (eki) niteliğinde değildir; bağımsız bir davadır. Bu nedenle boşanma kararında hüküm altına alınması zorunlu değildir ve ayrıca dava konusu edilebilir.

8.3. Görev ve yetki

  • Görev: Aile Mahkemesi (4787 s. K. m. 4). Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla.

  • Yetki (TMK m. 214):

  1. Ölümle sona erme → ölenin son yerleşim yeri mahkemesi

  2. Boşanma / iptal / hâkim kararıyla mal ayrılığı → bu davalarda yetkili olan mahkeme (TMK m. 168: eşlerden birinin yerleşim yeri veya son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer)

  3. Diğer hâllerde → davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi

Yetki kuralı kesin yetki değildir; süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazı dinlenmez.

8.4. Zamanaşımı

Kanunda özel bir zamanaşımı süresi yoktur. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, TBK m. 146 kıyasen uygulanır ve süre 10 yıldır. Bu süre değer artış payı alacağı için de geçerlidir.

Başlangıç anı:

Sona erme sebebi

Zamanaşımının başlangıcı

Boşanma / evliliğin iptali

Boşanma kararının kesinleştiği tarih

Ölüm

Ölüm tarihi

Sözleşmeyle başka rejime geçiş

Sözleşme tarihi

Mahkemece mal ayrılığına geçiş

Kararın kesinleşmesi

Uyarı: Zamanaşımının başlangıcı konusunda Yargıtay geçmişte görüş değiştirmiştir; TMK m. 178'deki bir yıllık sürenin uygulanması yönünde eski kararlar ve azınlık görüşleri bulunmaktadır. Doktrinde, tasfiyenin sona erdiği tarihin esas alınması gerektiği de savunulmaktadır. Riskin bertaraf edilmesi bakımından boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren en kısa sürede dava açılması; geç açılan dosyalarda ise zamanaşımı def'ine karşı kesinleşme tarihi esaslı savunmanın hazırlanması önerilir.

8.5. Davanın türü: belirsiz alacak davası

Yargıtay uygulamasında mal rejiminin tasfiyesi davaları, niteliği gereği belirsiz alacak davası (HMK m. 107) olarak kabul edilmektedir. Zira davacı, karşı eşin malvarlığının kapsamını ve tasfiye tarihindeki sürüm değerini dava anında objektif olarak belirleyemez.

Bunun pratik sonuçları:

  • Dava dilekçesinde "şimdilik" bir dava değeri gösterilerek dava açılabilir; talep sonucunun açık olmadığından söz edilemez (HMK m. 119/1-ğ ihlali oluşmaz).

  • Bilirkişi raporuyla miktar belirlendiğinde talep artırım dilekçesi verilir; artırılan kısım bakımından zamanaşımı def'i ileri sürülemez (zamanaşımı dava tarihinde kesilmiştir).

  • Mahkemenin, davacıyı talebi açıklamaya ve harcı tamamlamaya zorlayarak davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi bozma sebebidir.

Kısmi dava ile fark: Kısmi davada ıslah edilen kısım için zamanaşımı def'i ileri sürülebilir; belirsiz alacak davasında sürülemez. Bu nedenle dilekçede davanın belirsiz alacak davası olduğunun açıkça belirtilmesi hayati önemdedir.

Fazlaya ilişkin haklar: Uygulamadaki köklü içtihat gereği, dava dilekçesinde fazlaya dair haklar saklı tutulmamışsa istek o miktarla sınırlanmış ve fazlasından vazgeçilmiş sayılır; sonraki ıslah dilekçesi dikkate alınmaz (8. HD, 2010/5567 E., 2011/2071 K.). Dilekçeye "fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, harca esas dava değeri olarak" ibaresinin konulması standart olmalıdır.

8.6. Taraflarca getirilme ilkesi — resen araştırma yoktur

Bu dava, taraflarca getirilme ilkesine tabidir; mahkemenin resen araştırma zorunluluğu yoktur. Yargıtay'ın ifadesiyle: mahkemece yapılacak iş, davacının açıkça bildirdiği malvarlıkları ile dava dilekçesinde verdiği bilgilere göre tespiti mümkün olan malvarlıkları için ilgili tapu, trafik, ticaret sicili ve vergi dairesi gibi kurumlara yazı yazılması ve toplanacak taraf delilleri çerçevesinde karar verilmesidir (8. HD, 2016/6356 E., 2017/7557 K.).

Sonuç: Tasfiye külli değildir. Davalı, yalnızca dava konusu edilen malvarlıkları üzerinden hesaplanacak alacaktan sorumludur. "Davalının tüm malvarlığı üzerinden doğan alacak" şeklinde soyut bir talep sonuç doğurmaz. Bu nedenle dilekçede malvarlıkları ada/parsel, plaka, sicil numarası, hesap numarası düzeyinde tek tek sayılmalı; bilinmeyenler için müzekkere talep edilmelidir.

8.7. Anlaşmalı boşanma protokolünün etkisi

Protokolde mal rejimine ilişkin hükümlere yer verilmesi zorunlu değildir; mal paylaşımı protokol dışı bırakılabilir. Ancak protokolde "malların paylaşıldığı ve edinilmiş mallara ilişkin talep bulunmadığı" düzenlenmişse ve karar kesinleşmişse, sonradan açılan tasfiye davası bu beyanla karşılaşır. Yargıtay, boşanma yargılamasındaki "karşı taraftan herhangi bir eşya talebim yoktur" gibi beyanları mahkeme içi ikrar ve kesin delil sayan kararlar vermiştir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken mal rejimine ilişkin ifadeler son derece dikkatli kaleme alınmalı; saklı tutulacak haklar açıkça yazılmalıdır.

Öte yandan Yargıtay, protokolden ve mahkeme içi ikrardan hareketle davanın doğrudan reddedilmesini de hatalı bulabilmekte; iddia ve savunma çerçevesinde delillerin toplanarak esas hakkında karar verilmesini aramaktadır. Değerlendirme somut beyanın kapsamına göre yapılmaktadır.

9. YARGILAMANIN SEYRİ: AŞAMA AŞAMA USUL

1. Hazırlık (dava öncesi)

  • Boşanma dosyasının kesinleşme şerhli sureti temin edilir.

  • Tapu, TAKBİS, trafik tescil, ticaret sicili, MERSİS, vergi dairesi ve banka bilgileri için hazırlık yapılır.

  • Zamanaşımı hesabı yapılır.

2. Dava dilekçesi

  • Belirsiz alacak davası olduğu belirtilir; harca esas değer gösterilir; fazlaya ilişkin haklar saklı tutulur.

  • Malvarlığı kalemleri tek tek, edinme tarihleriyle birlikte sayılır.

  • Katılma alacağı / değer artış payı / katkı payı talepleri kademeli ve ayrı ayrı kurulur.

  • İhtiyati tedbir talebi dilekçe ile birlikte ileri sürülür.

  • Müzekkere talepleri (tapu, trafik, ticaret sicili, bankalar, SGK, vergi dairesi) yazılır.

3. Tensip ve tedbir

  • Mahkeme tensiple birlikte tedbir talebini değerlendirir; teminat karşılığı tapu/trafik kaydına şerh, banka hesabına bloke kararı verilebilir.

4. Layihalar teatisi ve ön inceleme

  • Davalının kişisel mal savunması ve zamanaşımı def'i bu aşamada netleşir.

  • Ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konuları tespit edilir; deliller belirlenir.

5. Bekletici mesele (boşanma derdestse)

  • Boşanma kararının kesinleşmesi beklenir.

6. Delillerin toplanması

  • Kurumlardan gelen cevaplar dosyaya girer.

  • Şirket dosyalarında ticaret sicili kayıtları, genel kurul/ortaklar kurulu kararları, sermaye artırım kararları, tüm yıllara ait bilanço ve gelir tabloları, kâr dağıtım kararları, beyannameler, muhasebe kayıtları celbedilir.

7. Keşif ve bilirkişi incelemesi

  • Taşınmazlar için keşif yapılır ve karar tarihine yakın rayiç değer belirlenir.

  • Şirket için mali müşavir + hesap bilirkişisi + gerektiğinde bankacı bilirkişiden oluşan heyet görevlendirilmesi istenir.

  • Rapora karşı beyan ve ek rapor talepleri süresinde sunulur.

8. Talep artırımı

  • Rapordan sonra HMK m. 107/2 uyarınca talep artırım dilekçesi verilir; harç tamamlanır.

9. Karar

  • Karşılıklı alacaklar takas edilerek tek bakiye üzerinden hüküm kurulur.

  • Faiz, karar tarihinden itibaren işletilir.

10. Kanun yolları

  • İstinaf → temyiz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi).

  • Bozma sonrası yeniden karar verilecekse değerin güncellenmesi talep edilmelidir.

Arabuluculuk notu: Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında olup olmadığı, HUAK ek m. 1'deki sayım karşısında tartışmalıdır ve yerel uygulamada farklılıklar görülebilmektedir. Dava açılmadan önce ilgili adliyenin uygulaması kontrol edilmeli; tereddüt hâlinde ihtiyari arabuluculuğa başvurulması usul ekonomisi bakımından değerlendirilmelidir.

10. HANGİ MALLAR TALEP EDİLEBİLİR? — KAPSAM VE SINIRLAR

10.1. Talep edilebilecekler

Kalem

Not

Taşınmazlar (konut, arsa, iş yeri, tarla)

Değerin yarısı; aynî talep değil

Araçlar, tekne, iş makinesi

Dava tarihindeki durumun tasfiye tarihindeki değeri

Banka mevduatı, döviz, altın hesabı

Rejim sona erme tarihindeki bakiye + değerlemesi

Şirket payları (rejim içinde edinilenler)

Sürüm değeri üzerinden

Kişisel mal niteliğindeki payın kâr payı/temettüsü

TMK m. 219/4

Miras/bağış malların gelirleri (kira, faiz, temettü)

TMK m. 219/4

Menkul kıymetler, fonlar, kripto varlıklar

Edinilmiş mal karinesi geçerli

Bireysel emeklilik birikimleri, hayat sigortası

Rejim dönemine isabet eden kısım

Fikri/sınai haklar ve bunlardan doğan gelirler

Telif, patent, marka lisans gelirleri

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan alacaklar

Edinilmiş mal sayılabilir

Eklenecek değerler (TMK m. 229)

Muvazaalı/karşılıksız devirler

Denkleştirme alacakları (TMK m. 230)

Gruplar arası kazandırmalar

10.2. Talep edilemeyecekler

  • Kişisel kullanıma yarayan eşya (giyim, kişisel bakım ürünleri, kişisel elektronik cihaz)

  • Manevi tazminat alacakları

  • Rejim başlangıcında mevcut olan mallar ve bunların ikame değerleri

  • Miras/bağış yoluyla edinilen malların kendisi

  • Şirket tüzel kişiliği adına kayıtlı mallar (dolaylı olarak payın değerine yansır)

  • Rejim sona erdikten sonra edinilen mallar

  • Ziynet eşyası: Düğün takıları kural olarak kişisel mal sayıldığından mal rejimi tasfiyesine değil, ayrı bir ziynet alacağı davasına konu olur. Aynı şekilde eşlerden her biri kişisel eşyasını rejimin sona ermesinden önce veya sonra her zaman isteyebilir; bu istek katkı payı, değer artış payı veya katılma alacağı olarak değerlendirilemez (8. HD, 11.04.2011).

  • Tazminat ve nafaka: Bunlar boşanmanın fer'îleri olup ayrı hukuki sebeplere dayanır.

11. TAŞINMAZLARDA TASFİYE: NEDEN "TAŞINMAZIN YARISI" DEĞİL, "DEĞERİN YARISI"?

Bu, sorunun en sık yanlış anlaşılan yönüdür ve müvekkil bilgilendirmesinde açıkça ortaya konmalıdır.

11.1. Normatif gerekçe

Mal rejimi sona erdiğinde eşlerin veya mirasçılarının tasfiye davası sonucunda doğan hakları; katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağıdır. Kural olarak eşlerden birine ait malvarlığında diğer tarafın mülkiyet veya başka aynî hak talebi söz konusu olamaz. Tasfiye isteğinde bulunan eşe veya mirasçılarına tanınan hak aynî değil, şahsi alacak hakkıdır.

Dayanaklar: 07.10.1953 tarihli ve 8/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, TMK m. 227/1, 231, 236/1, 239/1.

11.2. Hesabın işleyişi — dört kademeli daralma

Talep edilen tutarın taşınmazın rayiç değerinin yarısından daha az çıkması olağandır. Sebep, hesabın dört kademede daralmasıdır:

(1) Taşınmazın tasfiye (karar) tarihindeki SÜRÜM DEĞERİ

↓ eksi

(2) Taşınmaza ilişkin BORÇLAR (kalan kredi, ipotek yükü, edinme masrafları)

↓ eksi

(3) KİŞİSEL MAL KATKISI oranına isabet eden pay

(miras parası, bekârlık birikimi, satılan kişisel mal bedeli)

↓ eksi/artı

(4) DENKLEŞTİRME düzeltmesi (TMK m. 230)

↓

= Bu taşınmaza isabet eden ARTIK DEĞER

↓ × 1/2

= KATILMA ALACAĞI

Sayısal örnek:

Kalem

Tutar

Taşınmazın karar tarihindeki sürüm değeri

10.000.000 TL

Kalan konut kredisi bakiyesi (dava tarihi itibarıyla)

(−) 1.500.000 TL

Alımda kullanılan miras parası oranı: %20 →

(−) 2.000.000 TL

Bu taşınmaza isabet eden artık değer

6.500.000 TL

Katılma alacağı (½)

3.250.000 TL

Taşınmazın rayiç değerinin yarısı 5.000.000 TL iken hükmedilecek alacak 3.250.000 TL'dir. Aradaki 1.750.000 TL'lik fark, borç mahsubu ve kişisel mal katkısından kaynaklanır.

11.3. Değerleme anına ilişkin iki katmanlı kural — tekrar

  • Malın durumu: mal rejiminin sona erdiği (boşanma dava) tarihteki hâli (kat sayısı, imar durumu, hasar durumu, tapu vasfı)

  • Malın değeri: tasfiye = karar tarihindeki sürüm değeri

Bu ayrım, dava tarihinden sonra yapılan iyileştirmelerin (örneğin sonradan yapılan kat ilavesi veya imar değişikliği) davacıya yansımamasını sağlar; buna karşılık dava tarihinden sonraki piyasa değer artışının davacıya yansımasını sağlar. Enflasyonist dönemlerde bu ikinci sonuç davacı lehinedir ve mutlaka ileri sürülmelidir.

11.4. Ödeme biçimi ve ödemenin ertelenmesi (TMK m. 239)

  • Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir; aynî ödemede sürüm değeri esas alınır ve mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir (m. 239/1).

  • Derhâl ödeme borçlu eş için ciddi güçlük doğuracaksa, borçlu eş ödemenin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir (m. 239/2). Bu, borçlu eş vekili bakımından değerlendirilmesi gereken bir savunmadır.

  • Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak faiz yürütülür; koşullar gerektiriyorsa borçludan güvence istenebilir (m. 239/3).

Hâkim "evi sat, parasını böl" şeklinde karar vermez — bu, izale-i şüyu davasının konusudur. Hâkim, borçlu eşin belirli bir tutarı ödemesine hükmeder; borçlu eşin bu tutarı nasıl finanse edeceği (satış, kredi vb.) kendi tercihidir.

12. TAPU SAHİBİ OLMAYAN EŞİN TAPUYA ORTAK OLAMAMASI VE İKİ İSTİSNA

12.1. Kural

Tapuda adı bulunmayan eş, tasfiye davası sonucunda tapuya ortak yapılamaz; tapu iptali ve tescil talep edemez.

Yargıtay'ın veciz ifadesiyle: eşlerin mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan hakları aynî hak olmayıp şahsi hakka dayalı alacak hakkı olduğu için malın kendisi değil katılma alacağı istenebilir; tapu kayıtlarının iptali ile tescili istenemez (8. HD, 2010/6851 E., 2011/3476 K.).

Aynı yönde: 8. HD, 2017/8486 E., 2019/1291 K. — İlk derece mahkemesince tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi, mal rejiminin tasfiyesinden doğan hakkın aynî olmayıp şahsi alacak hakkı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.

Ayrıca: Evlilik birliği içinde davalı adına alınan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili talebi, katılma alacağına ilişkin bir talep de bulunulmadığından reddedilmiştir. Tasfiye alacaklısı, ayrık durumlar hariç, aynî hak isteğinde bulunamaz; ancak borçlu eş isterse dava sonuçlanıncaya kadar borcunu ayın olarak ödemeyi kabul edebilir.

12.2. Dilekçe stratejisi: kademeli (terditli) talep

Talep yalnızca tapu iptali ve tescil olarak kurulmuşsa, dava tümden reddedilir ve zamanaşımı bu arada işlemeye devam eder. Bu nedenle:

Doğru kurgu:

  1. Öncelikle katılma alacağı / değer artış payı (eda talebi) — asıl talep

  2. Aynî hak talebi ileri sürülecekse, ancak istisna koşulları varsa ve ikincil olarak

Yargıtay, tapu iptali ve tescil talebinin reddi hâlinde, dilekçede yer alan kademeli ikinci talebin (katılma alacağının) değerlendirilmemesini bozma sebebi saymıştır (Adana Barosu tarafından yayımlanan HGK içtihadı). Yani terditli talep kurulmuşsa, mahkeme birinci talebin reddiyle yetinemez; ikincisi hakkında olumlu ya da olumsuz karar vermek zorundadır.

12.3. İki istisna

a- Sağ kalan eşin konut ve ev eşyası üzerindeki hakkı (TMK m. 240)

Mal rejimi ölümle sona ermişse, sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için ölen eşe ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmezse bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir. Aynı olanak, ev eşyası bakımından da mevcuttur.

Bu hüküm yalnızca ölüm hâlinde uygulanır; boşanma hâlinde uygulanmaz. Aile konutunun tapuda bağımsız bölüm olarak kayıtlı olmaması, aile konutu tespitine engel değildir.

b- Paylı mülkiyete konu malda üstün yarar (TMK m. 226/2)

Paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Bu, tam anlamıyla "tapuya ortak olma" değil; mevcut paydaşlığın tek elde toplanmasıdır.

13. MAL KAÇIRMA: EKLENECEK DEĞERLER VE ÜÇÜNCÜ KİŞİYE KARŞI DAVA

13.1. TMK m. 229 — Eklenecek değerler

Aşağıdaki malvarlığı değerleri, mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi hesaba katılır:

  1. Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar;

  2. Rejimin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler.

İkinci bentte süre sınırı yoktur; ancak kast ispat edilmelidir. Kastın ispatında; devrin yakın akrabaya yapılması, bedelin ödendiğinin gösterilememesi, devir tarihinin boşanma sürecine yakınlığı, devralanın ödeme gücünün bulunmaması, taşınmazın kullanımının devredende kalması gibi olgular birlikte değerlendirilir.

Kritik usul kuralı: TMK m. 229/son uyarınca mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. İhbarın hukuki sonucu şudur: sonradan TMK m. 241'e dayanılarak üçüncü kişi aleyhine alacak davası açıldığında, m. 229'daki kazandırma veya devir koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yeniden araştırma konusu yapılmaz (8. HD, 2017/11052 E., 2019/2009 K.). Bu nedenle davanın üçüncü kişiye ihbarı ihmal edilmemelidir.

13.2. TMK m. 241 — Üçüncü kişiye karşı dava

Tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını ödemeye yetmiyorsa, alacaklı eş veya mirasçıları, eksik kalan miktarla sınırlı olarak, m. 229 kapsamındaki kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı alacak davası açabilir.

Önemli sınırlar:

  • Bu dava, TMK m. 229 kapsamında eklenecek değer niteliğindeki devirler için açılabilir. Boşanma dava tarihinden sonra yapılan devir, rejim sona erdikten sonra gerçekleştiği için m. 229 kapsamında eklenecek değer sayılmaz ve m. 241 davasına dayanak oluşturmaz.

  • Tasfiye davasında üçüncü kişi davalı gösterilse dahi, tasarrufun iptaline karar verilemez; hükmedilen katılma alacağından sadece davalı eş sorumludur.

  • Süre: Dava, davacının haklarının zedelendiğini öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden başlayarak beş yıl geçmekle düşer (TMK m. 241/2). Bu, zamanaşımı değil hak düşürücü süredir; resen gözetilir.

13.3. Yolların karşılaştırılması

Yol

Ne sağlar

Kime karşı

Süre

TMK m. 229

Kaçırılan değer tasfiye hesabına eklenir; alacak artar

Davalı eş (üçüncü kişiye ihbar)

Rejim öncesi 1 yıl / kast hâlinde süresiz

TMK m. 241

Eksik kalan miktarın üçüncü kişiden tahsili

Üçüncü kişi

1 yıl / 5 yıl (hak düşürücü)

TBK m. 19 (muvazaa)

İşlemin geçersizliği

İşlemin tarafları

Süreye tabi değil; ispat ağır

İİK m. 277 vd.

Tasarrufun iptali

Üçüncü kişi

Ayrı şartlar; icra takibi gerekir

14. PAYIN AZALTILMASI VEYA KALDIRILMASI (TMK m. 236/2)

"Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir."

Uygulama şartları (kümülatif):

  1. Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olmalıdır. Seçimlik rejimlerde artık değer kavramı bulunmadığından madde uygulanmaz. Aynı şekilde 2002 öncesi döneme ait katkı payı alacağından bu madde uyarınca indirim yapılamaz.

  2. Boşanma kararı yalnızca zina (TMK m. 161) veya hayata kast (TMK m. 162) sebebine dayalı olarak verilmiş ve kesinleşmiş olmalıdır. TMK m. 166/1-2 (evlilik birliğinin sarsılması) veya m. 163 gibi genel/diğer sebeplere dayalı boşanmalarda madde uygulanmaz.

  3. Kusurlu eşin artık değere katılma alacağı bulunmalıdır. Alacağı olmayan eşin payının azaltılmasından söz edilemez.

  4. Azaltma veya kaldırma yalnızca kusurlu eş aleyhine yapılabilir. Kusurlu eşin borçlu olduğu alacak bakımından bu hüküm uygulanmaz — bu nokta doktrinde eleştirilmekte, hükmün çoğunlukla kadınlar aleyhine sonuç doğurduğu belirtilmektedir.

  5. Karar hakkaniyete uygun olmalı ve gerekçelendirilmelidir.

Savunma stratejisi: Boşanma kararının hukuki sebebi, tasfiye dosyasında belirleyicidir. Davalı eş vekili, boşanma ilamının hangi maddeye dayandığını dosyaya sunmalı; davacı eş vekili ise boşanmanın zina veya hayata kast dışındaki bir sebebe dayandığını göstererek m. 236/2 savunmasını bertaraf etmelidir. Yargıtay, boşanmanın zina veya hayata kast sebebine dayanmadığı hâllerde m. 236/2 gerekçesiyle davanın reddini bozmuştur.

15. İHTİYATİ TEDBİR STRATEJİSİ

Tasfiye davasında ihtiyati tedbir, çoğu zaman esastan daha belirleyicidir; zira dava sonunda alınacak ilam, borçlu eşin malvarlığı boşaltılmışsa kâğıt üzerinde kalır.

Dayanak: HMK m. 389 vd. Uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

Talep edilebilecek tedbirler:

  • Taşınmazların tapu kaydına devir yasağı şerhi

  • Araçların trafik siciline şerh

  • Banka hesaplarına bloke

  • Kiralık kasa ve altınların muhafaza altına alınması

  • Şirket payı üzerine tedbir ve ortağın paya bağlı malvarlıksal haklarına ilişkin tedbir

Şirketlerde sınır çizgisi: Tasfiye konusu mal, davalı eş adına olan şirket hissesi ve ortakların hisseye bağlı malvarlıksal nitelikteki haklarıdır; şirketin kendi malvarlığı ayrı bir tüzel kişiliğe aittir. Bu nedenle tedbir talebi, şirket malvarlığına değil, eşin payına ve paya bağlı haklara yöneltilmelidir. Şirket malvarlığına yönelik tedbir talepleri, tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesi gereği reddedilmektedir.

Ölçülülük: İhtiyati tedbir, dava sonunda elde edilecek hak ve alacağı temine yönelik olduğundan, hak ve alacakla orantılı olmalıdır. Aşırı tedbir talepleri kısmen reddedilir ve teminat yükünü artırır.

16. FAİZ, HARÇ, VEKÂLET ÜCRETİ

16.1. Faiz

  • Başlangıç: TMK m. 239/3 uyarınca, aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak faiz yürütülür. Yargıtay uygulamasında tasfiye tarihi = karar tarihidir. Bu nedenle katılma alacağına karar tarihinden itibaren yasal faiz uygulanır.

  • Oran: Yasal faiz (3095 s. K. m. 1).

  • Talep zorunluluğu: Faiz talebi dilekçede açıkça ileri sürülmelidir; talep aşımı yasağı gereği hâkim resen faize hükmedemez.

  • Değer artış payı bakımından da aynı esas geçerlidir.

  • Enflasyonist ortamda, karar tarihine kadar geçen süre için faiz işlemeyeceğinden, davacı bakımından asıl koruma değerin karar tarihine güncellenmesidir. Bu nedenle güncel değer tespiti ısrarla takip edilmelidir.

16.2. Harç ve vekâlet ücreti

  • Katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı davaları nispi harca ve nispi vekâlet ücretine tabidir.

  • Belirsiz alacak davası olarak açıldığında, dilekçedeki değer harca esas değerdir; bilirkişi raporundan sonra talep artırımıyla harç tamamlanır.

  • Fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmazsa talep o miktarla sınırlı sayılır ve sonraki artırım dikkate alınmaz.

17. SÖZLEŞMESEL PLANLAMA İMKÂNLARI

Özellikle şirket sahibi veya önemli miras beklentisi olan müvekkiller bakımından, uyuşmazlık doğmadan önce yapılacak sözleşmesel planlama, tasfiye davasından çok daha etkilidir.

17.1. TMK m. 221 — Rejim sözleşmesiyle kişisel mal belirlenmesi

Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle:

  • Bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan ve edinilmiş mallara dâhil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını;

  • Kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dâhil olmayacağını

kararlaştırabilirler.

İkinci imkân, bu çalışmanın 6. ve 7. bölümlerinde ele alınan bütün sorunun köküne inmektedir: Şirket payının temettüsü ve miras kalan taşınmazın kirası, ancak "aksi kararlaştırılmadığı" için edinilmiş maldır. Rejim sözleşmesiyle aksi kararlaştırılırsa, bu gelirler de kişisel mal olarak kalır. Nitekim HGK kararında da "aksi kararlaştırılmadığından" ifadesi bilinçli olarak kullanılmıştır.

17.2. TMK m. 227/3 — Değer artış payının kaldırılması/değiştirilmesi

Eşler yazılı anlaşmayla değer artış payından feragat edebilir veya oranını değiştirebilir.

17.3. TMK m. 237–238 — Artık değere katılmada değişiklik

  • Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle artık değere katılma oranını değiştirebilirler (m. 237/1).

  • Bu düzenlemeler, ortak olmayan çocukların ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez (m. 237/2).

  • Boşanma, evliliğin iptali veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hâllerinde, sözleşmeyle yapılan artık değere katılmaya ilişkin düzenleme, aksi öngörülmedikçe kanundaki düzenlemenin yerini alır (m. 238). Yani boşanma hâlinde de sözleşme hükmü geçerlidir.

17.4. Şekil

Mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır; evlenme başvurusu sırasında hangi rejimin seçildiğinin yazılı olarak bildirilmesi de mümkündür (TMK m. 205).

18. UYGULAMA ARAÇLARI

18.1. Dava öncesi kontrol listesi

Rejim ve zaman

☐  Evlenme tarihi

☐  01.01.2002 öncesi/sonrası edinim ayrımı yapıldı mı?

☐  Mal rejimi sözleşmesi var mı? (noterden sorgulama)

☐  Boşanma dava tarihi (= rejimin sona erme tarihi)

☐  Boşanma kararının kesinleşme tarihi (= zamanaşımı başlangıcı)

☐  Boşanmanın hukuki sebebi (TMK m. 236/2 riski)

☐  Anlaşmalı boşanma protokolünde mal rejimine ilişkin beyan var mı?

Malvarlığı envanteri

☐  TAKBİS / tapu sorgusu — her taşınmaz için edinme tarihi ve iktisap sebebi

☐  Trafik tescil kayıtları

☐  Ticaret sicili / MERSİS — ortaklık kayıtları, kuruluş tarihi, sermaye artırım kararları

☐  Banka hesapları, kiralık kasa, yatırım hesapları

☐  SGK ve BES kayıtları

☐  Vergi dairesi beyanname kayıtları

☐  Rejimin sona ermesinden önceki 1 yıl içindeki devirler taranmış mı?

☐  Kasıtlı devir şüphesi taşıyan işlemler (akrabalara devir, düşük bedelli satış)

Talep kurgusu

☐  Belirsiz alacak davası olduğu yazıldı mı?

☐  Fazlaya ilişkin haklar saklı tutuldu mu?

☐  Katılma alacağı / değer artış payı / katkı payı ayrı ayrı ve kademeli mi?

☐  Faiz talebi ve başlangıç tarihi yazıldı mı?

☐  İhtiyati tedbir talebi var mı?

☐  Üçüncü kişilere ihbar gerekiyor mu? (TMK m. 229/son)

18.2. Bilirkişiye yöneltilecek soru seti (şirket dosyaları)

  1. Şirketin kuruluş tarihi ve davalının pay oranının yıllar itibarıyla seyri nedir?

  2. Davalının payı, mal rejiminin başlangıcında mevcut muydu? Mevcutsa oranı neydi?

  3. Rejim döneminde sermaye artırımı yapılmış mıdır? Yapılmışsa her artırımın kaynağı nedir: iç kaynak mı (geçmiş yıl kârı, yedek akçe, değer artış fonu, yeniden değerleme fonu), dış kaynak mı (nakden ödenen)?

  4. Dış kaynaklı artırımlarda ödeme hangi hesaptan, hangi tarihte yapılmıştır? Ödemenin kaynağı edinilmiş mal mıdır, kişisel mal mıdır?

  5. İç kaynaklardan yapılan artırımlar sonucu davalıya isabet eden bedelsiz payların sayısı ve tasfiye tarihindeki değeri nedir?

  6. Şirket, rejim döneminin her yılında kâr etmiş midir? Yıllık kâr tutarları nedir?

  7. Kâr dağıtımı yapılmış mıdır? Yapılmışsa davalıya ödenen temettü tutarları ve tarihleri nedir?

  8. Ödenen temettü mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut mudur? Bir yatırıma dönüştürülmüş müdür? Dönüştürülmüşse hangi varlığa?

  9. Kâr dağıtılmamışsa, kâr şirkete yatırım olarak mı kullanılmıştır? Hangi kalemlerde?

  10. Şirketin mal rejiminin sona erdiği tarihteki durumu (aktif/pasif, duran varlıklar, özkaynak) nedir?

  11. Şirketin tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm değeri, işleyen teşebbüs (going concern) yöntemiyle ne kadardır? Düzeltilmiş defter değeri ve duran varlıkların güncel piyasa değeri nasıl hesaplanmıştır?

  12. Pay değerindeki artışın ne kadarı konjonktürel, ne kadarı endüstriyel/organiktir? Ayrım hangi verilere dayanmaktadır?

  13. Şirketin aktifindeki taşınmaz ve araçların tasfiye tarihindeki rayiç değerleri nedir?

  14. Ödenmiş temettü mevcut değilse, ailenin ekonomik ve sosyal statüsü ile yaşam standardı göz önünde bulundurulduğunda aile harcamasında kullanıldığı kabul edilebilecek makul miktar nedir?

18.3. Talep sonucu örneği

NETİCE-İ TALEP: Yukarıda açıklanan ve resen nazara alınacak nedenlerle;

1. Öncelikle ve ihtiyati tedbir yoluyla, davalı adına kayıtlı … ili … ilçesi … ada … parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına, … plaka sayılı aracın trafik siciline ve … Ltd. Şti.'ndeki … oranındaki pay ile bu paya bağlı malvarlıksal haklar üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde şerh konulmasına,

2. Taraflar arasındaki edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ile;

   2.1. Davalı adına kayıtlı … ada … parsel sayılı taşınmaz yönünden artık değere katılma alacağı (TMK m. 231, 236/1),

   2.2. Anılan taşınmazın edinimine müvekkilin kişisel malından yaptığı katkı sebebiyle, terditli olarak değer artış payı alacağı (TMK m. 227),

   2.3. 01.01.2002 öncesinde edinilen … sayılı taşınmaz yönünden katkı payı alacağı,

   2.4. Davalının … Ltd. Şti.'ndeki payına ilişkin olarak, evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadarki döneme isabet eden kâr payı (temettü) ve dağıtılmayarak sermayeye eklenen kârdan doğan bedelsiz paylar üzerinden katılma alacağı (TMK m. 219/4-5),

   2.5. Davalının mirasen iktisap ettiği … sayılı taşınmazın rejim süresince elde edilen kira gelirleri üzerinden katılma alacağı (TMK m. 219/4),

   2.6. Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde ve/veya müvekkilin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler yönünden eklenecek değerler (TMK m. 229) hesaba katılmak suretiyle;

hesaplanacak toplam alacağın, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, harca esas dava değeri olmak üzere şimdilik … TL'sinin (işbu dava belirsiz alacak davası niteliğindedir; HMK m. 107), karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine,

3. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederiz.

19. EMSAL KARAR DİZİNİ

Şirket payları ve kâr payı

  • Yargıtay HGK, 01.07.2021, 2020/8-458 E., 2021/889 K. — Evlilik öncesi kurulan şirketteki pay kişisel maldır; ancak aksi kararlaştırılmadığından evlilik birliğinin kurulmasından boşanma dava tarihine kadarki döneme ilişkin olarak payın geliri edinilmiş mal grubuna dâhildir ve mevcutsa tasfiye davasının konusu olabilir. Kâr payı araştırmasının dört aşamalı yöntemi.

  • Yargıtay 2. HD, 2021/5380 E., 2022/2492 K. — Evlilik içinde kurulan şirkette hisse değerinin, rejimin sona erdiği tarihteki şirket durumu esas alınarak belirlenmesi, TÜFE ile tasfiye tarihine güncellenmesi ve artık değerin yarısı üzerinden katılma alacağı hesaplanması gereği.

  • Yargıtay 2. HD, 2021/8768 E., 2022/2077 K., 07.03.2022 — Şirket hissesinin sermaye değerinin yarısına hükmedilmesi hatalıdır.

  • Yargıtay 2. HD, 2007/12851 E., 2008/5837 K., 22.04.2008 — Rejimin başlangıcında var olan şirket hissesi kişisel maldır; rejim süresince hisseye karşılık alınan veya hak kazanılan temettüler edinilmiş maldır.

  • Yargıtay 8. HD, 14.03.2013, 2012/5212 E., 2013/3549 K. — Şirketlerdeki paylar kural olarak edinilmiş mal kabul edilmez; ancak payların yıllara göre tasarruf edilen kârlar olarak nitelendirilen gelirleri kural olarak edinilmiş mal sayılır. Davalı adına kayıtlı olmayıp şirkete ait taşınmazda katılma alacağı söz konusu olamaz.

Aynî hak talep edilemeyeceği

  • YİBK, 07.10.1953, 8/7 — Temel dayanak.

  • Yargıtay 8. HD, 2010/6851 E., 2011/3476 K. — Hak aynî değil şahsidir; tapu iptali ve tescili istenemez.

  • Yargıtay 8. HD, 2017/8486 E., 2019/1291 K. — Tapu iptali ve tescile hükmedilmesi bozma sebebidir.

Değerleme ve faiz

  • Yargıtay 2. HD, 2023/5385 E., 2023/3551 K., 04.07.2023 — Tasfiye zamanındaki sürüm değerinin esas alınması ve faiz başlangıcına ilişkin kriterler.

  • Yargıtay 2. HD, 2021/5377 E., 2022/2456 K. — Değer artış payı ve katılma alacağında faiz uygulaması ve başlangıç tarihi.

  • Yargıtay 2. HD, 2025/2543 E., 2026/2267 K., 26.02.2026 — Tasfiye tarihi karar tarihidir; karar tarihinden çok önceki değere göre hesap hatalıdır. Aile konutunun tapuda bağımsız bölüm olarak kayıtlı olmaması tespite engel değildir (TMK m. 240).

  • Yargıtay 8. HD, 2013/16653 E., 2013/18672 K. — Boşanma dava tarihinden sonraya isabet eden kredi taksitlerinin oranlanarak kişisel mal olarak gözetilmesi gereği.

Usul

  • Yargıtay HGK, 27.06.2012, 2012/8-268 E., 2012/420 K. — Boşanma davasının bekletici mesele yapılması gereği.

  • Yargıtay 8. HD, 08.02.2016 tarihli kararı — Mal rejiminin tasfiyesi davalarının niteliği gereği belirsiz alacak davası olduğu; talebin açıklanmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilemeyeceği.

  • Yargıtay 8. HD, 2016/6356 E., 2017/7557 K. — Taraflarca getirilme ilkesi; resen araştırma zorunluluğu bulunmadığı.

  • Yargıtay 8. HD, 2010/5567 E., 2011/2071 K. — Fazlaya dair haklar saklı tutulmamışsa ıslah dilekçesi dikkate alınamaz.

  • Yargıtay 2. HD, 2022/7888 E., 2023/5951 K., 06.12.2023 — Katkı payında eşlerin çalışma süreleri, gelir belgeleri, alışkanlıkları ve sosyoekonomik statüleri gözetilerek hesaplama yapılması gereği.

Mal kaçırma ve üçüncü kişiler

  • Yargıtay 8. HD, 2017/11052 E., 2019/2009 K. — TMK m. 229/son uyarınca yapılan ihbarın sonucu: m. 241 davasında kazandırma/devir koşulları yeniden araştırılmaz.

  • Karamercan Hukuk'ta yayımlanan Yargıtay kararı — Boşanma dava tarihinden sonra üçüncü kişiye yapılan satış TMK m. 229 kapsamında eklenecek değer sayılamaz.

  • 2025 tarihli Yargıtay kararı (şirket mallarına tedbir) — Tasfiye konusu mal, davalı eş adına olan şirket hissesi ve paya bağlı malvarlıksal haklardır; tasfiye davasında tasarrufun iptaline karar verilemez, katılma alacağından yalnızca davalı eş sorumludur; koşulları varsa TMK m. 241 uyarınca üçüncü kişi aleyhine ayrı dava açılabilir.

TMK m. 236/2

  • Yargıtay 8. HD, 10.10.2013, 2013/3343 E. — Maddenin uygulanabilmesi için boşanma kararının zina veya hayata kast sebebine dayanması şarttır.

Zamanaşımı

  • Yargıtay HGK — Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacaklarda zamanaşımı TBK m. 146 uyarınca 10 yıldır.

SONUÇ: ON MADDEDE ÖZET

  1. Zamanı böl. 01.01.2002 öncesi katkı payı, sonrası katılma alacağı. Rejim, boşanma dava tarihinde sona erer.

  2. Karineyi kullan. TMK m. 222/3: aksi ispat edilmedikçe her mal edinilmiş maldır. İspat yükü kişisel mal iddiasında bulunandadır.

  3. Kişisel malın kendisi değil, geliri tasfiyeye girer. Şirket temettüsü, kira, faiz — hepsi TMK m. 219/4 kapsamındadır.

  4. Sermaye artırımında kaynağa bak. İç kaynaklardan (kâr, yedek akçe) gelen bedelsiz paylar edinilmiş maldır; dış kaynaklı artırımda ödemenin yapıldığı mal grubu belirleyicidir.

  5. Şirketin malvarlığını değil, payın değerini talep et. Tüzel kişilik adına kayıtlı taşınmazda doğrudan katılma alacağı yoktur; taşınmaz, payın değerlemesine yansır.

  6. Miras kişisel maldır; ama ikame ilişkisini ispat etmek zorundasın. Para akışı koptuğu anda mal edinilmiş sayılır.

  7. Aynî hak isteme, alacak iste. Tapu iptali ve tescil talebi reddedilir; talebi mutlaka kademeli kur.

  8. Taşınmazın yarısı değil, artık değerin yarısı. Borçlar ve kişisel mal katkısı düşülür; değer karar tarihine göre belirlenir.

  9. Belirsiz alacak davası olarak aç, fazlaya ilişkin hakları sakla, tedbir iste, üçüncü kişilere ihbar et.

  10. Faiz karar tarihinden işler. Bu nedenle asıl koruma, değerin karar tarihine güncellenmesinde aranmalıdır.

Newsletter

Subscribe to our newsletter for updates and insights from GlobalB Law

Legal briefings, regulatory updates, and the occasional sharp take from the GlobalB team.